|
Tuesday, 08 July 2008 12:43 |
|
“Bir ölü yıldız patladığında, yıldızın derininden başlayan şok dalgası saatte 32 milyon kilometre hızla yüzeye doğru çıkıyor ve patlama, Güneşten bir milyar kez daha parlak bir ışık topu oluşturuyor. Bu patlamayla kâinata, yıldız içerisinde oluşmuş nikel, altın, demir dahil çeşitli elementler dağılıyor. Oxford Üniversitesi astronomlarından Kevin Schawinski, ‘Dünyamızdaki ağır elementler, yıldızların içerisinde oluştu. Eğer süpernovalar olmasaydı, çok uzun bir geçmişte, bizim Güneşimizin oluşmasından da önce bu ağır elementler oluşmasaydı, Dünyamızı oluşturan maddeler de olmazdı’ dedi.” (aa, Londra, 14.06.2008)
Ne diyordu Kur’ân: “Biz demiri de indirdik ki, onda hem kuvvet ve şiddet, hem de insanlar için faydalar vardır.” (Hadid Sûresi: 25) Dikkat edilirse, Kur’ân “Demiri çıkardık” demiyor, “Demiri indirdik” diyor. Yukarıdaki haber de, Kur’ân’ın bu hükmünü teyid eder nitelikte. Çünkü ölü yıldızların patlaması sonucunda, kâinata nikel, altın, demir dahil çeşitli elementler dağılıyor. Yıllar önce Bediüzzaman da, eserlerinde, bu âyetle ilgili olarak sorulan şöyle bir sorudan bahsediyordu: “Deniliyor ki: ‘Demir yerden çıkıyor; yukarıdan inmiyor ki ‘İndirdik’ denilsin. Neden ‘Çıkardık’ dememiş; zâhiren muvafık görülmeyen ‘İndirdik’ demiş?” Bediüzzaman’ın verdiği cevap ise oldukça manidardır ve Kur’ân’ın nasıl bir mûcize kelâm olduğunu ap açık ortaya koymaktadır. İşte o cevaptan dikkat çekici bir paragraf:
|
|
Son Güncelleme ( Wednesday, 09 July 2008 07:21 )
|
|
Thursday, 19 June 2008 05:00 |
|
YAZ MEVSİMİNİN "CEHENNEM SICAKLARI" TABİR EDİLEN ŞİDDETLİ SICAKLARI, HZ. PEYGAMBER'İN (ASM) BİR HADİS-İ ŞERİFİNİ HATIRLATIYOR:
"SICAĞIN ŞİDDETİ CEHENNEMİN HARARETİNDENDİR." (BUHARÎ,1:142,162) Ahiret âlemine ait menziller bu dünyevî gözümüzle görülmez. Fakat, bazı rivâyâtın işârâtıyla, âhiretteki Cehennem bu dünyamızla münasebettardır. Yazın şiddet-i hararetine "Cehennem hararetindendir" (Buharî,1:142,162) denilmiştir.
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 19 June 2008 06:23 )
|
|
Monday, 16 June 2008 10:59 |
|

KANAL 1’DEKİ PROGRAMDA FATİH ALTAYLI’NIN “ATATÜRK’Ü SEVİYOR MUSUN?” ŞEKLİNDEKİ SORUSUNA NURAY BEZİRGAN “ATATÜRKÜ SEVMEME HAKKI VAR MI? BAŞIMA BİR İŞ GELMEYECEKSE BEN SEVMİYORUM” CEVABINI VERMİŞTİ. BU HADİSE, YILLAR ÖNCE BEDİÜZZAMAN'A SORULMUŞ BENZER BİR SORUYU VE VERDİĞİ CEVABI HATIRLATTI.
Üçüncü Vehimli Suâl: Ehli dünya diyorlar ki: "Sen bizi sever misin? Beğeniyor musun? Eğer seversen, neden bize küsüp karışmıyorsun? Eğer beğenmiyorsan bize muârızsın. Biz muârızlarımızı ezeriz." Elcevap: Ben değil sizi, belki dünyanızı sevseydim, dünyadan çekilmezdim.
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 19 June 2008 09:19 )
|
|
|
Thursday, 12 June 2008 12:22 |
|
“Prof. Dr. Miktad Doğanlar, Amanos Dağlarında bulunan ve bir yıl yaşayıp 100 civarında yumurta bırakan çekirge ailesinden endemik bir böceğin günde 20 civarında kene yediğini tesbit ettiklerini, bunun keneyle mücadelede değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Böceğe, Amanos ile özdeşleşmesi için ‘Eremiaphila Dagi’ adının verildiğini belirten Doğanlar’a göre, böylelikle Kırık Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı ile etkin bir şekilde biyolojik yolla mücadele gerçekleştirilebilir.” (aa)
|
|
Son Güncelleme ( Wednesday, 09 July 2008 06:11 )
|
|
Wednesday, 28 May 2008 13:36 |
|
"Vatikan Rasathanesi, ‘uzaylıların varlığına inanmanın inanca ters düşmediğini’ ifade etti. Rasathane müdürü bilim adamı Jose Gabriel Funes, L’Osservatore Romano gazetesine yaptığı açıklamada, evrenin büyüklüğünün, Dünya’nın dışında başka hayat türlerinin olabileceği ihtimalinin bulunduğu anlamına geldiğini söyledi. Bunu düşünmenin inanca ters düşmediğini, çünkü uzaylıların da Allah’ın yarattıkları olduğunu belirten Funes, ‘uzaylıların varlığını dışlamanın, Allah’ın yaratma özgürlüğünü sınırlamak olacağı’ şeklinde değerlendirdi.” (Vatikan, aa, 15.05.2008) Aslında Jose Gabriel Funes’ten çok daha önce, kâinatın büyüklüğünün, Dünya’nın dışında başka hayat türlerinin olabileceği ihtimalinin bulunduğu anlamına geldiğini söyleyen biri daha vardı: Bediüzzaman Said Nursî...
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 12 June 2008 13:49 )
|
|
Wednesday, 30 April 2008 12:30 |
|

“İngiliz bilimadamları, doğuştan gelen göz hastalıklarının tedavisinde devrim niteliğinde bir operasyona imza attı. Uzmanlar, gen tedavisine dayanan yöntem sayesinde körlüğün tarihe karışmasının mümkün olabileceği müjdesini veriyor. Yöntem, gözdeki sorunlu genlerin sağlıklılarıyla değiştirilmesi esasına dayanıyor. Böylece renkleri ya da ışığı seçme konusunda başarısız olan sorunlu genler, retina içine enjekte edilen sağlıklı genlerle tedavi ediliyor. Gün ışığında nesnelerin sadece silüetlerini görebilen, geceyse görüşü tamamen kaybolan hasta, operasyonun ardından hızla iyileşiyor.” (aa)
Haber, Hz. İsa’nın (as) bir mucizesini hatırlattı. O (as), Allah’ın izniyle doğuştan körleri iyileştiriyordu. Bu husus, Kur’ân’da şöyle zikredilir: “İsa: ‘Allah’ın izniyle anadan doğma körleri iyileştiririm.’” (Âl-i İmrân Sûresi: 49.) Bediüzzaman Hazretleri, 1928’de telif ettiği, “Mu’cizât-ı enbiyâ yüzünde parlayan bir lem’a-i i’câz-ı Kur’ân” başlıklı 20. Söz Risâlesinde, bu âyetin işaretini şöyle ifade eder:
|
|
Son Güncelleme ( Thursday, 12 June 2008 13:29 )
|
|
|