İsmail Tezer.Com

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Sitenize Hoşgeldiniz

Hz. İsa’nın (as) mu’cizesini gerçekleştirmeye doğru

E-posta Yazdır PDF

“İngiliz bilimadamları, doğuştan gelen göz hastalıklarının tedavisinde devrim niteliğinde bir operasyona imza attı. Uzmanlar, gen tedavisine dayanan yöntem sayesinde körlüğün tarihe karışmasının mümkün olabileceği müjdesini veriyor. Yöntem, gözdeki sorunlu genlerin sağlıklılarıyla değiştirilmesi esasına dayanıyor. Böylece renkleri ya da ışığı seçme konusunda başarısız olan sorunlu genler, retina içine enjekte edilen sağlıklı genlerle tedavi ediliyor. Gün ışığında nesnelerin sadece silüetlerini görebilen, geceyse görüşü tamamen kaybolan hasta, operasyonun ardından hızla iyileşiyor.” (aa)

Haber, Hz. İsa’nın (as) bir mucizesini hatırlattı. O (as), Allah’ın izniyle doğuştan körleri iyileştiriyordu. Bu husus, Kur’ân’da şöyle zikredilir: “İsa: ‘Allah’ın izniyle anadan doğma körleri iyileştiririm.’” (Âl-i İmrân Sûresi: 49.)

Bediüzzaman Hazretleri, 1928’de telif ettiği, “Mu’cizât-ı enbiyâ yüzünde parlayan bir lem’a-i i’câz-ı Kur’ân” başlıklı 20. Söz Risâlesinde, bu âyetin işaretini şöyle ifade eder:

“İşte şu âyet işaret ediyor ki: ‘En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve musîbetzede benîâdem! Me’yus olmayınız. Her dert, ne olursa olsun, dermânı mümkündür; arayınız, bulunuz. Hattâ, ölüme de muvakkat (geçici) bir hayat rengi vermek mümkündür.’ “Cenâb-ı Hak, şu âyetin lisân-ı işaretiyle mânen diyor ki: ‘Ey insan! Benim için dünyayı terk eden bir abdime (kuluma) iki hediye verdim: Biri mânevî dertlerin dermânı, biri de maddî dertlerin ilâcı. İşte, ölmüş kalbler nur-u hidâyetle diriliyor. Ölmüş gibi hastalar dahi, onun nefesiyle ve ilâcıyla şifâ buluyor. Sen de benim eczahâne-i hikmetimde her derdine devâ bulabilirsin. Çalış, bul! Elbette, ararsan bulursun.’ “İşte beşerin tıp cihetindeki şimdiki terakkiyâtından (ilerlemelerinden / gelişmelerinden) çok ilerideki hududunu, şu âyet çiziyor ve ona işaret ediyor ve teşvik yapıyor.” (Sözler, 20. Söz, 2. Makam, s. 403, 2004)

Evet, âyetin işaret ettiği gibi, insanlık, çalışıp araştırdığı takdirde, en müzmin dertlere de çare bulabilir. Nitekim İngiliz bilimadamlarının gen tedavisinde kaydettikleri gelişmeler, körlüğe de çare bulunabileceği müjdesini veriyor. Aslından bu gelişme, insanlık adına Hz. İsa’nın (as) mucizesini gerçekleştirmeye doğru atılan büyük bir adım niteliğindedir.

Ve yine başka mucizeler de, insanlık adına gerçekleştirilmeyi bekliyor. Dolayısıyla, bütün bilimsel çalışmalar da, aslından, yüzyıllar önce peygamberler tarafından—‘mucize’ olarak—atılan terakkiyât tohumlarının yeşertilme çabası olarak değerlendirilebilir. İnsanlığın asırlardır bilgi birikimiyle kaydettiği gelişmeler, hep bu peygamberî tohumların açılımına hizmettir.

Bu anlamda peygamber mucizelerinin, insanoğlunu bilimsel ve teknolojik gelişmelerde cesaretlendirici ve teşvik edici bir rolü olduğu da söylenebilir. Aslında sürekli bir model arayışı içerisinde olan günümüz insanı, hem maddî, hem de mânevî sahada model olmuş peygamberleri hakkıyla örnek alabilse, pek çok sorunun üstesinden gelebilecek, dünya ve ahiret saadetini de kavuşacaktır. Ne var ki, vahye kulağını kapamış sefih medeniyetin telkinâtının tesirinde kalan insanlık, gözü önündeki bu muhteşem modelden çoğu zaman gaflet etmektedir.

Kur’ân’ın, peygamberler vasıtasıyla insanlığa getirdiği ana mesajla birlikte onların mucizelerini de zikretmesinin hikmetini, bu mânâlar çerçevesinde bir kez daha düşününce, Kur’ân’ın ezelî kelâm oluşu ve kıyamete kadar bütün beşerin dünya ve ahiret saadetini temin edebilecek evrensel hakikatleri ihtivâ edişi de, daha iyi anlaşılmaktadır. Evet, peygamber mu’cizeleri, mânen ölmüş kalpleri imanla dirilttiği gibi; insanlığı maddî sahada da ihyâ etmiş ve etmeye devam etmektedir. Bu anlamda, medeniyetin gerçek üstadları, peygamberlerdir. Ne mutlu, onları, her sahada örnek alabilenlere!

Son Güncelleme ( Pazar, 09 Kasım 2008 13:15 )
 

Matematiksel düşünce, Risâle-i Nur ve Bediüzzaman

E-posta Yazdır PDF

“Yeni Zelanda Otago Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Clark, günlük hayatta ve dil öğreniminde matematiksel düşünmenin önemini anlattı. Matematiksel düşüncenin, insanların günlük hayatlarında karşılaştıkları olaylara sistematik, doğru ve çabuk yaklaşmalarında büyük yararlar sağladığını ifade eden Clark, sistematik düşünce yapısı da denilebilecek matematiksel düşüncenin bazen de olayların doğru anlatılması, algılanması ve yorumlanmasında kullanıldığını kaydetti.

Matematiğin mantık üzerine kurulu olduğunu ve herhangi bir olay karşısında bütün sebepleri ve buna dayalı bütün sonuçları hesaplayabildiğini dile getiren ve ayrıca matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenlerin yabancı dili kolay öğrenebildiklerine de işaret eden Clark, ‘Yabancı diller kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek. Matematikçiler, olaylara mantıksal çerçevede yaklaştıkları için, anadil ve yabancı dilin kendi yapısı arasındaki bağlantıları kolay şekilde çözümleyebilirler’ diye konuştu.” (Zaman)

Matematik, sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı olarak tarif edilir. Arapça’da Riyaziye veya Cebir olarak ifade edilmiştir.

Tarifinden de anlaşılacağı üzere, sayı ve ölçü temellidir. Bu ise, yaratılıştaki ölçü ve orandır. Yani matematik bir anlamda, eşyanın yaratılışında var olan ölçü ve ahenkten doğmuştur. Bazı filozofların matematiği ayrı bir bilim dalı saymaktan ziyade onu ‘bilimin dili’ olarak kabul etmesi de bu sırdan olsa gerek. Matematik adeta bütün bilimlere nüfuz etmiş, onlara ruh olmuştur. Zira bilimler kâinattaki düzenli kuralların, ölçülerin neticesidir. Düzeni ortadan çekerseniz, bilim de kalmaz.

“Günlük hayatta karşılaşılan olaylara sistematik ve doğru yaklaşma” olarak tarif edilen “matematiksel düşünce” ise, kâinatta var olan düzene uygun hareket etmek şeklinde algılanabilir.

Bu zaviyeden bakınca, aslında Yaratıcının, biz kullarından bir ölçüde ‘matematiksel düşünce’ beklediğini de söyleyebiliriz. Bediüzzaman, Cenâb-ı Hakk’ın sonuçları sebeplere bağlamakla ‘intizamı temin eden bir nizamı’ kâinata koyduğunu ve insanı da bu düzene, yani sebepler zincirine riâyet etmekle mükellef tuttuğunu söyler.1

Nitekim muvaffakiyetin sırrı da burada yatar. “Hayat-ı ictimâiye-i beşeriyede (sosyal hayatta) bir çığır açan, eğer kâinattaki kanun-u fıtrata (yaratılış kanunlarına) muvafık (uygun) hareket etmezse, hayırlı işlerde ve terakkîde muvaffak olamaz.” 2

Bütün bu mânâlar gösteriyor ki, “matematiksel düşünce” aslında fıtrata uygun düşünmek ve hareket etmektir. Sebepleri dikkate alan ve onlara riayet eden bir anlayıştır.

Öte yandan “matematiksel düşünce”de unutulmaması gereken önemli bir husus, sebeplerin matematiksel olarak her zaman aynı sonuçları vermeyebileceğidir. Siz matematiksel olarak yapılması gerekeni en iyi şekilde yapmış olabilirsiniz, ama bu, beklediğiniz sonucu kesin olarak elde edeceğiniz anlamı taşımaz. Eşyaya belli bir matematik, ölçü ve düzen koyanın, dilediğinde o kuralları kaldırabileceği gerçeğini de hatırda tutmak gerekir. Aksi takdirde matematiksel düşünce, esbabperestlik denilen ‘sebeplere tesir verme’ hastalığına dönüşebilir. Ve bu takdirde, Hz. İsa’nın babasız dünyaya geldiği, Bedir’de üç yüz kişilik İslâm ordusunun kendinden üç katı fazla müşrik ordusuna galip geldiği ve Üstad Bediüzzaman’ın çok az bir gıda ile uzun süre idare ettiği gibi “gerçekler” ise, “matematiksel düşünce”nin iflâs ettiği noktalar haline gelir.

Tam da burada aslında matematiksel düşüncenin, tanımı gereği fıtratla ne kadar uyumlu olduğunu görüyoruz. Zira “matematiksel düşünce”, aslında kâinattaki İlâhî hikmete uygun hareketten başka bir şey değildir. Zira düzen (intizam), ism-i Hakîm bir cilvesidir. Hikmete uygun hareket ise, iktisadın da tanımıdır.3 İktisat ise, bereket vesilesidir, tükenmeyen bir hazinedir ve alışageldiğimiz sayısal gerçekleri altüst eden İlâhî sürprizlerle, kudret tecellileriyle doludur. Dolayısıyla “matematiksel düşünce”yi, bereketi de içerisinde barındıran ve kimi zaman hayretimizi celbedecek kudret mû'cizelerine açık bir mânâ olarak algılamak daha doğru olacaktır.

“Matematiksel düşünceyi” hayatına ve eserlerine en iyi şekilde yansıtanlardan biri de şüphesiz Bediüzzaman’dır. O, Risâle-i Nur’un hususiyetle Hakîm ismine mazhar olduğunu söyler. 4 Hikmet ve sebepler yurdu olan şu dâr-ı dünyada Allah’ın eserlerinden yola çıkarak iman ve Kur’ân hakikatlerini “iki kere iki dört eder derecesinde” izah ve ispat eder. “Matematiksel gerçekliği” çok iyi kullanmıştır. “Madem dünya var, elbette ahiret de var” diyecek ve dedirtecek kadar, gözle görülmeyen iman hakikatlerini mantıkî ölçülerle ortaya koymuştur. “Risâle-i Nur, erkân-ı imaniyeyi (…) riyazi (matematiksel) bir katiyetle isbat eder, göze gösterir, aklı doyurur, letâifi kandırır; artık hiçbir imanî ve Kur’ânî hakikatı inkâra mecal kalmaz.” 5

Öte yandan Bediüzzaman’ın matematiği de harikulâdedir. Bunu Tarihçe-i Hayat’taki satırlardan takip edelim:

“Bediüzzaman, riyaziyede (matematikte) harikulâde bir sür'at-i intikale (çabuk kavramaya) malik idi. Herhangi bir müşkül meseleyi, zihnen hemen hallederdi. Hatta, cebir mukabele ilminde bir risâle telif etmişti. Tahir Paşa nezdinde hesap meseleleri münakaşa mevzuu olduğunda, hesaba dair hangi mesele bahsedilse, başkaları ve en mahir kâtipler neticeyi bulamadan, Molla Said zihnen çıkarıyordu. Çok defalar böyle yarışlara girişir ve umûmunda daima birinci gelirdi…” 6

Bediüzzaman’ın hesap ve matematikteki zihinsel gücünün örneklerini, eserlerinin pek çok yerinde görmek mümkündür.

Evet, ne diyordu Prof. Dr. John Clark: “Matematikçiler veya matematiksel düşünce sistemini geliştirebilenler, yabancı dili kolay öğrenirler. Yabancı diller kurallar çerçevesinde öğrenilir ve bu da zaten matematik demek. Olaylara mantıksal çerçevede yaklaştıkları için, anadil ve yabancı dilin kendi yapısı arasındaki bağlantıları kolay şekilde çözümleyebilirler.”

Okuduğu her şeyi kısa sürede kavrayışı ve ezberleyişiyle meşhur Bediüzzaman, birçok dili de biliyordu. Ana dili Kürtçe olan ve Türkçe, Arapça, Farsça’ya da hâkim olan Bediüzzaman, meselâ Fransızca’yı 15 günde öğrenerek Fransızca konferans bile vermişti.7 Ayrıca Rusça konuştuğu da nakledilir.8

Bütün bunlar bir yana, Bediüzzaman, kâinatın ve onun ezelî bir tercümesi olan Kur’ân’ın dilini çözmüştü. Bugün kırkı aşkın dile tercüme edilen ve ilginçtir ki Türkçe bilmeyenlerin dahi kendisine orijinalinden okunduğunda istifade ettiğini söylediği Risâle-i Nur Külliyâtı, aslında onun her şeyden önce ve temel olarak “fıtratın dilini” çözdüğünü gösteren en büyük delildir.

Dipnot:
1. İşârâtü’l-İ’câz, s. 26 2. Lem’alar, s. 174 3. “İktisat ve kanaat, hikmet-i İlâhiyeye tevfik-i harekettir.” (Lem’alar, s. 144) 4. Şuâlar, s. 612 5. İşârâtü’l-İ’câz, s. 274 6. Tarihçe-i Hayat, s. 43 7. İbrahim Kaygusuz, Davaya Adanan Bir Ömür, Mustafa Türkmenoğlu, s. 136 8. Son Şahitler, 4. Cild, s. 245, Subhi Türel anlatıyor.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 08 Kasım 2008 14:50 )
 

Joomla!'ya Hoş Geldiniz

E-posta Yazdır PDF
Joomla! yüksek kullanıcı etkileşimli, çok dilli çevrimiçi topluluklar, portallar, ticaret siteleri ve daha nicelerini hızlıca yapmanıza olanak sağlayan açık kaynaklı, ücretsiz bir altyapı ve içerik yayınlama sistemidir.


Joomla! LogoJoomla! yüksek miktarda HTML sayfası veya belgeyi bile rahatça yönetmenize imkan sağlayacak kolay kullanımlı bir kullanıcı arayüzü içerir. Joomla! her çeşit ve boyutta organizasyon tarafından kullanılıyor ve binlerce kullanıcıdan oluşan bir topluluk tarafından destekleniyor.

Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Temmuz 2008 23:55 ) Devamını oku...
 

Bizler Gönüllüyüz

E-posta Yazdır PDF

Joomla! çekirdek takımı geniş bir ölçekteki çalışma gruplarının üyeleriyle beraber Joomla!'yı bu kısa yaşantısında yükseklere çıkaran gönüllü tasarımcı, geliştirici ve yöneticilerden oluşmaktadır. Bu sistem daha önce sık sık kopyalanmış ancak daha iyisi başarılamamıştır. Joomla! açık kaynak konseptini endüstri standartlarına taşıyan bir çok kullanıcıya sahiptir. Joomla! 1.5 ileriye doğru atılmış çok büyük bir adım ve projenin tarihindeki en ilgi çekici gelişme.

Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Temmuz 2008 23:36 ) Devamını oku...
 

Kodlarla Kal!

E-posta Yazdır PDF

Bu sürümün çıkışını sağlamak için, Wilco Jansen son çare olarak lider geliştirici Johan Janssens'e rom gönderdi. 'Karayip Korsanları' filmi gösterime girdiğinden beri roma düşkünlüğü olan Johan oltaya geldi, kola ile karıştırdı... Ve işte yepyeni 1.5 sürümümüzle karşınızdayız. Görünen o ki korsan jargonu Joomla!'nın gelişim sürecinde oldukça sık duyulacak.

Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Temmuz 2008 23:34 ) Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 2

Anketler

Joomla!'yı ne için kullanacaksınız ?
 

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 3 ziyaretçi çevrimiçi

Reklam Bandı

Özel Bağlantılar:
Joomla!
Joomla! dünyanın en çok tercih edilen ve geniş çaplı kullanılabilir açık kaynak İYS sistemidir.
JoomlaCode
JoomlaCode, geliştirme ve dağıtımın kolay yolu.
Joomla! Eklentileri
Joomla! Bileşenleri, Modülleri, Uygulama Ekleri ve Dilleri.
Joomla! Mağazası
Tamamı sizin için Joomla! ticari ürünleri.

Özel Haber

Joomla! 1.5 - 'Özgürlüğü hissedin!'. Kendi dinamik internet sitenizi oluşturmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Tüm içeriğinizi en iyi İYS yönetim arayüzünden istediğiniz dilde yönetebilirsiniz.